Facebook
1000 TL üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz 🚚 Tüm kampanya ve sürprizlerden haberdar olmak, cildinize iyi gelecek bilgileri duymak için WTC Bülten'e üye ol!
Anasayfa WtC Bülten Sağlıklı Cildin İlk Adımı; Cildin Bariyer Fonksiyonları
5.06.2023

Sağlıklı Cildin İlk Adımı; Cildin Bariyer Fonksiyonları

Cildimizin katmanlarının ve bu katmanların fonksiyonlarının verimli şekilde çalışması sağlıklı bir cilde sahip olduğumuzun göstergelerinden biridir. Cildimizi tanımak ve ihtiyaçlarını anlamak da aslında bu katmanları ve fonksiyonlarını öğrenmekten geçiyor. Çünkü bu fonksiyonlar olması gerektiği gibi çalıştığında cilt bariyerimiz görevini yerine getiriyor. Diğer bir deyişle dış etmenlere karşı doğal savunma kapasitesi güçlü bir cilt bariyeri bu fonksiyonların işlevlerini etkili bir şekilde yerine getirmesinden geçiyor. Peki bu fonksiyonların etkili bir şekilde çalışmasını neler etkiliyor? Cilt bariyerimize farketmeden zarar veriyor olabilir miyiz? Bu yazımızda Dr. Rana Başara Şahin ile cildimizi mercek altına alıp, sırasıyla cilt katmanlarını, bu katmanların nasıl bir fonksiyonu olduğunu ve cildimizin bu fonksiyonlarını nasıl en verimli şekilde yerine getireceğini inceleyeceğiz. 

Deri, vücudun tamamını kaplayan, sürekli olarak yenilenen, dinamik yapıda bir organdır. Derimiz ultraviyole ışınlarına, patojenlere, çeşitli toksik maddelere ve alerjenlere karşı güçlü bir bariyer görevi görür. Vücut sıvılarının dışarıya çıkışına, dışarıdan yabancı maddelerin ve sıvıların girişine engel olur. Deri epidermis, dermis ve hipodermis - subkutis olarak adlandırılan 3 tabakadan oluşur;

Hipodermis / Subkutis

Deri altında bulunan bağ ve yağ dokusundan zengin tabakadır. Deriyi vücuda bağlar, ısı yalıtımı yapar, D Vitamini üretimini sağlar ve bazı hormonların depolanmasına imkan verir.

Dermis

Kollajen ve elastini barındıran bağ dokusu tabakasıdır. Sebase bezler (yağ bezleri), ter bezleri (ekrin, apokrin), kıl folikülleri, deriden duyuyu alan reseptör ve sinirler ile deriyi besleyen damarları barındırır.

Epidermis

Epidermis dış ortam ile temasta olan yalıtkan, dermisi uyaran ve regüle eden, sürekli olarak yenilenen tabakadır. Epidermis içten dışa doğru stratum  bazale, stratum spinozum, stratum granulozum, stratum lusidum ve stratum korneum olmak üzere 5 tabakaya ayrılır. Derinin bariyer fonksiyonundan temel olarak stratum korneum, asit manto, deri mikrobiyomu ve lipid manto sorumludur. Şimdi cildimizi koruyan ve fonksiyonlarını doğru bir şekilde gerçekleşmesine yardımcı olan bariyer tabakalarını derinlemesine inceleyeceğiz.

1- Stratum Corneum ( SC ) Sağlığı
 
SC, epidermisin en üstünde bulunan tabakadır. Epidermisin temel hücresi olan keratinositlerin çekirdeklerini kaybetmiş hali olan korneositlerden ve lipitten zengin (seramid, kolesterol ve serbest yağ asitleri) hücreler arası matriksden oluşur. Sağlıklı bir SC tabaka derinin su kaybını önler, deriye su giriş-çıkışını düzenler. Bunu hem korneositlerin lipitten zengin matriks ile oluşturduğu tabaka ile hem de içerdiği ‘doğal nemlendirici faktör (DNF)’ ile sağlar. DNF, filagrin degradasyonu sonucu oluşan pirolidon karboksilik asit-PCA, ürokanik asit-UCA aminoasitlerden ve laktik asit, üre, sitrat, glukoz gibi bir çok maddeden oluşan bir yapıdır. DNF atmosferdeki suyu emerek SC tabakanın ve derinin hidrasyonunu sağlar. DNF aynı zamanda asidik bir ortam yaratarak yararlı mikroorganizmalar için uygun ortam sağlar.
 
Sağlıklı bir SC tabakası için neler yapılmalı?
Sağlıklı bir SC tabakası için hidrasyon çok önemlidir. SC tabakadaki korneositlerin lipitten zengin tabaka ile birlikte oluşturdukları bariyer ve DNF üretimi SC tabakanın hidrasyonu ile regüle olmaktadır. Bunun için de düzenli olarak nemlendirici kullanılmalıdır.  SC tabakanın yeterli hidrasyonu sağlanmaz ise veya su kaybı fazla olursa korneositler ayrışarak dökülür, bariyer tabakası bozulur ve kuru, pul pul dökülen bir deri görünümü ile karşılaşırız.
 
2- Mikrobiyom Sağlığı

Günümüzde mikroorganizmaların insan vücudunun ayrılmaz ve faydalı bir parçası olduğu anlaşılmıştır. Derimizde milyonlarca bakteri, virüs ve fungus (mantar)  bulunmaktadır. Bunlar yararlı mikroorganizmalardır. Derinin farklı katmanlarında ve farklı vücut bölgelerinde (koltukaltı, kasık gibi nemli bölgeler, kol ve bacak gibi kuru bölgeler veya sebase bezlerin yoğun olduğu genital, yüz, üst gövdede)  farklı yararlı mikroorganizmalar yaşar. Deri mikrobiyomunun içeriğini etkileyen “endojen “faktörler: Kişinin cinsiyeti, yaşı, hormonal, metabolik, fizyolojik ve genetik özellikleridir. İçeriği kişinin yaşamı boyunca şekillenir. Yenidoğanlar doğum şekline bağlı olarak bir başlangıç deri mikrobiyomu kazanırlar ve bu mikrobiyom özellikle yaşamın ilk yıllarında çok hızlı bir şekilde gelişir. Cinsiyete göre farlılık gösteren hormonlar, ter ve sebum üretimi de deri mikroçevresini değiştirir ve mikrobiyom yapısında farklılaşmaya yol açar. Deri mikrobiyomunu etkileyen “ekzojen” faktörler ise yaşam tarzı, diyet, çevresel koşullar (UV, hava kirliliği, nem, sıcaklık vb.) kişisel hijyen gibi dış faktörlerdir.

Yapılan çalışmalar kişisel bakımda kullanılan ürünlerin, makyaj malzemelerinin deri mikrobiyotasında değişikliğe yol açabildiğini göstermektedir. Deri mikrobiyotası, deriyi patojen (zararlı) mikroorganizmalara karşı korumada önemli bir role sahiptir. Deri bariyerinin bozulması ile patojen mikroorganizmaların derimize girmesi sonucu yararlı-zararlı mikroorganizmalar arasındaki denge bozulur ve deri hastalıkları meydana gelebilir.

 
Sağlıklı bir mikrobiyom için neler yapılmalı?

Deri sağlığı için mikrobiyom (mikroflora) dengesini korumak çok önemlidir. Bu sebeple mikrobiyomu destekleyen ve gerektiğinde restore eden mikrobiyom dostu cilt bakım ürünleri kullanılmalıdır. Mikrobiyom dengesi hakkında konuşurken 3 kavramdan bahsetmek önemli olacak ve günümüzdeki yanlış kullanımların da önüne geçmeye yardımcı olacaktır. Bunlar: pre / post  /pro biyotiklerdir.Prebiyotikler, yararlı bakterilerin büyümesine destek olan besinler iken post-biyotikler, mikroorganizmaların metabolik yan ürünleridir. Prebiyotikler ve postbiyotiklerin özellikle gıda sektöründe bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için kullanıldığı yaygın olarak bilinmektedir. Günümüzde bu pre- ve postbiyotikler topikal ürünlerde de kullanılmaya başlanmış olsa da, piyasada yanlış bir şekilde, yani probiyotik olarak adlandırılmaktadır. Probiyotikler, canlı ve yararlı mikroorganizmalar olarak tanımlanırken, bozulan iyi-kötü bakteri dengesini hızlı bir şekilde onarmaya yardımcı olur. Fakat, canlı olan bu bakterileri, bir kozmetik ürün formülasyonunda canlı ve yararlı olarak tutabilmek ancak yüksek teknoloji ve uzun süren AR-GE çalışmalarıyla mümkündür. Bunu dünya üzerinde yapabilen çok az sayıda marka vardır. Bu içerikler bozulan dengenin yararlı bakteri lehine dönmesini sağlarken, bakteri kaynaklı ( akne, hassasiyet vb. ) problemlerin de geçirilmesinde devrimsel bir rol üstlenir.

Yapılan bazı çalışmalarda mikrobiyotanın düzenlenmesi ile egzemanın klinik semptomlarının hafifletilebileceği belirtilmektedir. Aynı zamanda çevresel koşullar da deri mikrobiyotasını değiştirdiği için bu olumsuz çevresel faktörlerden korunulmalıdır. Günlük olarak yaz- kış mevsimi farketmeksizin güneş kremi kullanmak alınacak önlemlerden bir tanesidir. Bunun yanında zararlı yağlardan ve şekerden fakir, omega 3-6 gibi yararlı yağlardan zengin Akdeniz tipi sağlıklı beslenme, kaliteli uyku ve spor da sağlıklı bir deri mikrobiyomu için oldukça önemlidir.  

 

3- Lipid Manto Sağlığı
Epidermisteki keratinositler çeşitli lipidleri üretebilirler. Stratum korneum başta seramid olmak üzere, lipitten zengin (seramid, kolesterol, serbest yağ asitleri) bir matriks içine gömülü, çekirdeklerini kaybetmiş keratinositlerden oluşur. Bu durum “tuğla-harç modeli” şeklinde adlandırılır. Bu lipid manto fiziksel bariyer görevi görerek dış etkenlerden deriyi korur ve derinin hidrasyonuna katkıda bulunur.
 
Güçlü Bir Lipid Manto İçin Neler Yapılmalı?
Lipid manto, SC tabakasındaki lipitten zengin maddeyi (harç) korumak ve güçlendirmek, korneositleri (tuğla) bir arada tutmak için çok önemlidir. Bu sebeple lipid tabakayı güçlendirecek nemlendiriciler kullanılmalıdır.
 
Keratinositlerin Yolculuğu ve Sağlıklı cilt döngüsünün önemi

Epidermiste en çok bulunan hücre keratinostilerdir ve en alt tabaka olan stratum bazale’de üretilip, epidermisin en yüzeysel tabakası olan stratum korneuma ortalama 14 günde ulaşır. Stratum Stratum korneuma yani en üst tabakaya ulaşan keratinositler ortalama 14 gün içinde deskuame olarak dökülür. Keratinositler üretildikleri stratum bazaleden (bazal tabakadan) yukarı tabakalara ilerlerken bir takım değişikliklere uğrarlar. Stratum granülozumda çekirdeklerini kaybederler ve keratohiyalin granüllerinden profilagrin salgılarlar. Profilagrin ise stratum korneum tabakasında filagrin keratin filamentleri ile birleşir. Daha sonra filagrin serbest aminoasitlere (pirolidon karboksilik asit-PCA ve ürokanik asit-UCA) dönüşerek “doğal nemlendirici faktör (DNF)” oluşturur. DNF stratum korneumun hidrasyonu ve deskuame olması için gereklidir. Yetersiz olduğunda cilt soluk, cansız görünür. DNF’in üretildiği protein olan filagrin mutasyonunda cilt bariyerinin bozulduğu, cildin hassaslaştığı, kuruluğun görüldüğü atopik dermatit, iktiyozis gibi hastalıklar görülür. Aynı zamanda DNF’in yapısından bulunan aminosidler asidik deri PH’ının oluşmasını sağlarlar. Asidik deri PH’sı; Derimizde yararlı mikroorganizmaların (deri mikrobiyomu) oluşması için uygun ortam (biyolojik bariyer) sağlarken, zararlı mikroorganizmalardan (patojen) korur, asit Ph (kimyasal bariyer) oluşturur. 

 
Sağlıklı Cilt Döngüsü İçin Neler Yapılmalı?

Epidermisin temel hücresi olan keratinositlerin üretildiği bazal tabakadan stratum korneuma ulaşıp deskuame olması 28 günde gerçekleşir. Bu döngünün daha hızlı ya da yavaş olması durumda deri hastalıkları meydana gelir. Biz bu döngüye ( eksfoliasyon yani SC’nin en üstünde bulunan korneositlerin ayrışarak dökülmesi) alfa ve beta hidroksi asitlerle; leke oluşumunu önleyen, azaltan, sebum üretimini dengeleyen ve dermiste kollajen üretimini sağlayan retinoik asit ve cilt bariyerini onarıcı nemlendiriciler kullanarak destek olabiliriz.

 
Cilt Hassasiyeti Ve Bariyer Onarımı
Deri bariyerinin bozulması ile deri geçirgenliği ve transepidermal su kaybı artar. Bunun sonucunda derimiz alerjenler, kimyasal ajanlar gibi dış etkenlere karşı savunmasız kalır. Zararlı mikroorganizmaların derimize girişi kolaylaşır, çevresel faktörlere karşı (UV ışını, sıcak-soğuk ısı değişimleri, havanın nemi, hava kirliliği, kullanılan makyaj malzemeleri vb.) daha duyarlı hale geliriz. Bunun sonucunda derimizde yanma, batma, kızarıklık, kepeklenme gibi tahriş bulguları görülür, yani derimiz hassaslaşır. İrritan kontakt dermatit, alerjik kontakt dermatit, rozascea ve atopik dermatit hastalıklarında deri bariyeri hasarlanmıştır. Dermatoloji hekimi muayenesi ile hastalıkların medikal tedavisinin yanında deri bakımında kullanılacak ürünler deri hassasiyetini artırmamak için doğru seçilmelidir. Özellikle syndet formdaki temizleyiciler, kokusuz, parfümsüz (fragrence-free) kozmetik ürünler ve nemlendiriciler tercih edilmelidir. Derinin hidrasyonu deri bariyeri onarımında oldukça önemli bir role sahiptir. Deri bariyerini onarmak, güçlendirmek, deri hidrasyonunu sağlamak için hyaluronik asit, seramid, gliserin, skualen, Centella asiatica ve peptidler içeren nemlendiriciler tercih edilebilir. Alkol, silikon bazlı ürünler kullanılmamalıdır.
İlgili Bültenler
Cildin Doğal Nemlendiricisi ve Lipit Mantosu

19.04.2022

Cildin nem ihtiyacının izini sürerken bu WTC Bülten'de Doğal Nemlendirme Faktörü'nün (NMF) yapısına ve etkilerine, cildin en dış katmanında deri hücrelerinin arasını doldurup onları birbirine yapıştıran epidermal lipitlerin cilt bariyerinin bütünlüğü için önemine ve hydration ile moisturisation olgularının arasındaki nüans farkına bakıyoruz.

cilt bakımı, rutin adımları, nemlendirme, cilt bariyeri, Doğal Nemlendirme Faktörü, epidermal lipitler, bariyer hasarı, hydration, moisturisation

Sağlıklı Cildin İlk Adımı; Cildin Bariyer Fonksiyonları

5.06.2023

Cildimizin katmanlarının ve bu katmanların fonksiyonlarının verimli şekilde çalışması sağlıklı bir cilde sahip olduğumuzun göstergelerinden biridir. Cildimizi tanımak ve ihtiyaçlarını anlamak da aslında bu katmanları ve fonksiyonlarını öğrenmekten geçiyor. Çünkü bu fonksiyonlar olması gerektiği gibi çalıştığında cilt bariyerimiz görevini yerine getiriyor. Diğer bir deyişle dış etmenlere karşı doğal savunma kapasitesi güçlü bir cilt bariyeri bu fonksiyonların işlevlerini etkili bir şekilde yerine getirmesinden geçiyor. Peki bu fonksiyonların etkili bir şekilde çalışmasını neler etkiliyor? Cilt bariyerimize farketmeden zarar veriyor olabilir miyiz? Bu yazımızda Dr. Rana Başara Şahin ile cildimizi mercek altına alıp, sırasıyla cilt katmanlarını, bu katmanların nasıl bir fonksiyonu olduğunu ve cildimizin bu fonksiyonlarını nasıl en verimli şekilde yerine getireceğini inceleyeceğiz. 

cilt bariyeri, mikrobiyom sağlığı, lipid bariyer, cildin katmanları

Cilt Bariyeri Hasarı Nasıl Anlaşılır ve Onarılır?

20.06.2023

İnsan vücut ağırlığının yaklaşık %16'sını oluşturan cildimiz bakıldığında vücudumuzun en büyük organı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapısı itibari ile üç katmandan oluştuğunu ve bu katmanların fonksiyonlarını detaylı olarak bir önceki yazımızda ele almıştık. Peki cilt bariyerimizin hasarlı olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Cilt bariyerimiz hasarlı ise bunu onarmak için neler yapmalıyız? Cilt koçlarımızdan sevgili Mert Kara WTC üyeleri için kaleme aldı. 

cilt bariyeri, cilt bariyeri hasarı, onarım ve yenileme