Kış aylarının gelmesiyle birlikte cildimiz soğuk hava, rüzgar ve iç mekanlardaki nemsiz hava gibi pek çok çevresel faktörle mücadele etmeye başlar.
Bu dönemde cildimizde hissettiğimiz kuruluk ve hassasiyetin temelinde genellikle cildimizin en dış tabakası yatar. Bu yazımızda, cilt bariyerinin önemini ve hasar görmüş bir bariyeri nasıl iyileştirebileceğinizi incelerken, Uzm. Dr. Esra Eşbah da merak edilen soruları yanıtlayarak bizlere rehberlik ediyor.
Bilimsel olarak stratum corneum olarak bilinen cilt bariyeri, vücudumuzu dış etkenlerden koruyan bir sistemdir (Elias, 2005; Menon, 2012).
Cilt bariyerimiz sağlam olduğunda nemi içeride tutar ve dışarıdaki mikroorganizmaları, kimyasalları ve UV ışınlarını uzaklaştırır.
Ancak sert temizleyiciler, aşırı sıcak su, hava kirliliği ve kışın getirdiği düşük nem oranları cilt yapısını bozarak Transepidermal Su Kaybı dediğimiz durumun artmasına neden olur.
Bu kayıp, cilt bariyer fonksiyonunun bütünlüğünü gösteren önemli bir durumdur; nemlendiricilerin amacı bu kaybı bloke ederek cildin su tutma kapasitesini artırmaktır.
Sağlıklı bir bariyer; cildin daha sakin, daha dengeli, daha dayanıklı olmasını sağlar. Bariyer bozulduğunda ise cilt; kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, yanma ve lekeye daha açık hale gelir. Klinik pratiğimde gördüğüm birçok “geçmeyen hassasiyet” ya da “ürünler artık yaramıyor” şikâyetinin temelinde aslında bozulmuş bir cilt bariyeri yer alır.
Kısacası: Güçlü bir cilt bariyeri olmadan sağlıklı bir cilt bakımı mümkün değildir.

Cilt bariyeri hasar gördüğünde ilk sinyaller genellikle kuruluk, gerginlik ve pul pul dökülme şeklinde ortaya çıkar. Nemini tutmakta zorlanan cilt, gün içinde mat ve cansız bir görünüm alabilir; yıkama sonrası hızla gerilir ve konfor hissi azalır. Daha önce rahatlıkla kullanılan ürünler bile ciltte batma, yanma ya da karıncalanma hissine neden olmaya başlayabilir.
Bu durum, bariyerin dış etkenlere karşı koruyucu işlevini yeterince yerine getiremediğinin önemli bir göstergesidir.
İlerleyen bariyer hasarında ise kızarıklık, hassasiyet artışı ve ani reaksiyonlar daha belirgin hale gelebilir. Cilt çevresel faktörlere karşı daha savunmasız olur; sivilce benzeri döküntüler ya da pürüzlü bir doku oluşabilir. Bu sinyaller, cildin dinlenmeye ve bariyer onarıcı bir bakıma ihtiyaç duyduğunu gösterir.
Cilt bariyeri bozulmaya başladığında cilt bunu oldukça net sinyallerle gösterir. En sık karşılaştığımız erken belirtiler şunlardır; nedensiz kızarıklık ve hassasiyet, ciltte gerginlik hissi, makyajın ciltte iyi durmaması, cildin bir dönem yağlı bir dönem aşırı kuru davranması.
Bu belirtiler genellikle “cildim bozuldu” şeklinde ifade edilir ama aslında sorun bariyer fonksiyonunun zayıflamasıdır. Erken fark edildiğinde, doğru bir yaklaşımla geri döndürülebilir.
Bariyer hasarı sinyallerini daha kapsamlı bir şekilde anlamak adına aşağıdaki hasar ve onarım rehberimize göz atabilirsiniz:
Cilt Bariyeri Hasarı Nasıl Anlaşılır ve Onarılır?
Cilt bariyerinin en büyük düşmanlarından biri de ne yazık ki uyguladığımız hatalı rutinlerdir. Aynı anda birden fazla sert asit kullanmak, yüksek oranlı retinoidleri peeling ve güçlü C vitamini ile kombinlemek cildi mikro düzeyde hasara uğratır.
Ayrıca cildi çok sık veya çok sıcak suyla yıkamak, alkali sabunlar gibi sert temizleyiciler kullanmak cildin doğal yağ tabakasını aşındırarak savunma hattını zayıflatır.
Klinikte sık gördüğüm bir durum şudur: “İyi içerikler kullanıyorum ama cildim hiç düzelmiyor.”
Sorun içeriklerin kötü olması değil, cildin dinlenmeye fırsat bulamamasıdır. Cilt bakımında bazen yapılacak en doğru şey, bir adım geri çekilmek ve bariyeri yeniden güçlendirmektir.

Cilt bariyerinin hasar gördüğü;
Bu gibi belirtiler görüldüğü an ani müdahale yapmak kritiktir. Eğer bir ürün sürdüğünüzde aniden şiddetli bir yanma veya kızarıklık oluşursa, yapılacak ilk iş cildi derhal bol su ile yıkamak ve bariyer hasarına yol açan o üründen tamamen arındırmaktır.
Bariyer hasarı şüphesinde ilk yapılması gereken şey rutini sadeleştirmektir.Amaç “bir şeyler yapmak” değil, cildin kendini toparlamasına izin vermektir. Bu dönemde: Aktif içerikler (asitler, retinoidler) geçici olarak durdurulmalı ve nazik temizleyiciler tercih edilmelidir.
Bariyer onarımı bir süreçtir; sabır ister ama doğru adımlarla genellikle çok yüz güldürücü sonuçlar verir.
Bariyer hasarı şüphesinde izlenecek en temel strateji "rutini sadeleştirmek" olmalıdır. Bu süreçte cildin kendini toparlamasına izin veren içeriklere odaklanılmalıdır:
Bariyer onarımı sürecinde 'Ne ekleyebilirim?' sorusundan ziyade 'Neyi çıkarmalıyım?' sorusu daha değerlidir. Aktif içerikleri geçici olarak durdurmak ve nem tutucu ürünlere odaklanmak, cildin kendi doğal dengesine dönmesini sağlayacaktır.
Bariyer hasarı noktasında cildiniz için en iyi ürünleri ve rutini bulmakta zorlanıyorsanız, welcometoclub cilt uzmanlarıyla bir randevu gerçekleştirerek size en uygun onarıcı rutini oluşturabilirsiniz.
"Cilt bariyeri onarımı bir maraton gibidir, asla bir sprint değildir. 'Cildim biraz düzeldi' diyerek çok erken aşamada güçlü aktif içeriklere geri dönmek en sık yapılan hataların başında gelir.
Eğer evde yaptığınız düzenlemelere rağmen hassasiyet haftalarca geçmiyorsa, altta yatan rosacea veya atopik dermatit gibi durumların teşhisi için mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmalısınız.
Sabırlı ve nazik bir bakımla cildiniz sadece toparlanmakla kalmaz, aynı zamanda dış etkenlere karşı çok daha dayanıklı hale gelir."
Umarız bu rehber, cildinizin ihtiyaçlarını özellikle de kış aylarında öncelemeniz noktasında yardımcı olur.
Bize vakit ayırdığı ve bu kıymetli bilgileri tüm şeffaflığıyla paylaştığı için sevgili Uzm. Dr. Esra Eşbah’a sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.