Anasayfa WtC Bülten Aralıklı Oruç ve Yaşlanma
30.05.2021

Aralıklı Oruç ve Yaşlanma

Aralıklı oruçla ilgili duyduklarımız herhalde epeyce fazladır. Bu yazımızda, aralıklı orucun yaşlanmayla olan ilişkisini ele alacağız.

Oruç, Hücrelerimizi Strese Daha Dayanıklı Hale Getiriyor!

Aralıklı oruç, oldukça popüler bir diyet haline geldi. Aralıklı oruç tutmanın çoğu şeklinde, insanlar haftada birkaç gün oruç tutar veya çok az yerler ve daha sonra kalan günlerde olağan yeme düzenlerine dönerler.

Tarih boyunca oruç, insanların çoğu zaman seçimden ziyade koşulların zorlaması sebebiyle uyguladığı bir şeydi. Avcı-toplayıcı atalarımız, muhtemelen uzman birer oruç tutuculardı. Bolluk zamanlarında ziyafet çekerken uzun süreli kıtlık zamanlarında tüketimlerini oldukça düşürürlerdi. Bunu akılda tutarak, hücrelerimizin ziyafet ve kıtlığın zorlu koşulları altında iyi performans gösterebileceği çıkarımı mantıklı bir hale bürünüyor.

Aralıklı Orucun Yaşlanma Karşıtı Etkileri Olabilir!

Bilim insanları yıllardır kalori kısıtlamasının olası sağlık yararları üzerine araştırmalar yapıyorlar.

Bu alanda öne çıkan teorilerden biri, bu sağlık yararlarının, oruç tutmaktan kaynaklanan kan şekerindeki düşüşle ilgili olduğu öne sürülüyor. Bu durumda da hücrelerimiz, diğer enerji türlerini kullanmak için daha fazla çalışmaya itiliyor.

Normal kalori alımının sadece% 70'ini yiyen Rhesus maymunlarının çok daha uzun yaşadığı ve daha ileri yaşlarda çok daha sağlıklı olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Bu yaşlanma karşıtı faydalar, normal beslenme günleri ile kalorilerin kısıtlandığı günler arasında değişen aralıklı oruç diyetine tabi tutulan hayvanlarda da görülmüştür. Daha yakın zamanlarda, bilim insanları insanlarda da bazı benzer etkiler keşfettiler.

Ancak net olmayan şey, aralıklı oruç tutmanın yaşlanmaya karşı mücadelede nasıl bir yararı olduğudur. Bu soru, insanlarda yapılan tüm çalışmalarda oruç tutmanın kilo kaybına yol açması nedeniyle karmaşıklaşmaktadır. Kilo vermenin sağlık üzerindeki yararları, yalnızca oruç tutmanın sağladığı diğer faydaları kolayca gölgede bırakabilir.

Yaşlanıyoruz!

Serbest radikaller hücrelere zarar verir; ama orucun bu duruma bir yardımı dokunabilir.

Hücrelerimizin zarar görmesinin bir yolu, oksidatif stresle karşılaşmalarıdır ve oksidatif stresten kaynaklanan hücre hasarını önlemek veya onarmak yaşlanmaya karşı açılan bir savaş gibidir. Bu stres, reaktif oksijen türleri gibi normalden daha yüksek serbest radikal üretimi olduğunda meydana gelir. Bunlar, oldukça reaktif elektronlar taşıyan kararsız moleküllerdir.

Bu serbest radikallerden biri başka bir molekülle karşılaştığında, bir elektrondan vazgeçebilir ya da karşısından bir elektron alabilir. Bu, molekülden moleküle hızlı bir zincirleme reaksiyona neden olarak daha fazla serbest radikal oluşmasına zemin hazırlar ve bu hücresel membran, temel proteinler ve hatta DNA gibi hücrenin önemli bileşenleri içindeki atomlar arasındaki bağlantıları koparabilir. Antioksidanlarsa, serbest radikalleri herhangi bir zarar vermeden önce stabilize etmek için gerekli elektronları transfer ederek çalışırlar.

Oruç tutmak, hücrelerimizin bu süreçten kaynaklanan hasarlarla mücadele etmesine yardımcı gibi görünse de, bunun tam olarak nasıl çalıştığı halen pek açık değil.

Serbest radikaller, kötü işleyen mitokondri (hücrenin güç merkezleri) tarafından üretilebilir. Normal yemek yeme ile oruç tutma arasındaki geçiş, hücrelerin geçici olarak normalden daha düşük glikoz (kan şekeri) seviyelerine maruz kalmasına neden olur ve bu sayede hücreler, yağ asitleri gibi daha zor bulunabilen diğer enerji kaynaklarını kullanmaya zorlanır. Bu, hücrelerin sağlıksız mitokondriyi ortadan kaldırmak ve bunları zamanla sağlıklı olanlarla değiştirmek için hayatta kalma süreçlerini açmasına ve böylece uzun vadede serbest radikal üretimini azaltmasına neden olabilir.

Öte taraftan oruç tutmak, orucun başlarında serbest radikal üretiminde küçük de olsa bir artışa sebep olabilir.

Hücreler, gelecekteki serbest radikallere karşı savaşmak için doğal antioksidan seviyelerini artırarak bu duruma yanıt verebilir. Ve serbest radikaller genellikle hücrelerimize zarar verme yeteneklerinden dolayı zararlı olarak görülse de, bu durumda vücudumuz için önemli kısa vadeli sinyaller olabilirler ve hücreleri gelecekte olabilecek daha şiddetli streslerle daha iyi başa çıkmaya tetikleyebilirler.

Oruç ve Ziyafet, Yaşlanmayla Mücadele Eder Mi?

Oruç tutmanın hücreleri nasıl güçlendirebileceğini anlamak için 24 kişilik bir örnek kümeyle gerçekleştirilen çalışmada, deneklerden üç haftalık iki dönem boyunca aralıklı bir oruç diyeti uygulamaları istendi. İlk açlık döneminde, katılımcılar özel olarak kalibre edilmiş bir diyet yediler ve ikinci üç haftalık dönemde, bu diyete devam ettiler ve her iki süreçte de antioksidan özellikleri olan C ve E vitamin takviyelerini oral yolla aldılar.

Kilo vermeyi değil, aralıklı oruç tutmanın hücreleri nasıl etkilediğine odaklanmak istenilen bu çalışmada, katılımcılara kilo kaybını önlemek için ziyafet günlerinde normal günlük kalori alımlarının %175'i ve oruç günlerinde normal günlük alımlarının% 25'i verildi. Bu süreçte, gönüllülerin gıdaları özenli bir şekilde seçildi ve alımları dikkatlice takip edildi. Gönüllüler bu süreçte; makarna, tavuk, sandviç gibi şeyler ve dondurma gibi tatlılarla beslenerek tipik bir Amerikan diyetini uyguladılar.

Başlamadan önce ve diyete son verdikten hemen sonra, gönüllülerden kan örnekleri alındı, böylece oksidatif stresin yan ürünlerinin seviyelerini ve güçlü hücre işleyişinin belirteçlerini karşılaştırılabilindi.

İlk üç haftalık süre boyunca, oruç tutmanın her bir kişinin hücresindeki oksidatif stresi (serbest radikaller) artırıp artırmayacağını ve bu stresin gerçekten daha güçlü, daha dirençli hücrelere yol açıp açmadığını görüntülenmeye çalışıldı.

Sonra ikinci oruç döneminde antioksidan almanın oruç tutmanın neden olduğu serbest radikalleri bloke edip hücrelerin daha dirençli hale gelmesini engelleyip engellemeyeceğini görüntülenmek istendi. Diğer bir deyişle, C ve E vitaminlerinin hücreleri daha sonra kendileri için ayağa kalkmaya hazır olmayacakları noktaya kadar barındırıp barındırmayacağını bilinmesi istendi.

 

Aralıklı Oruç, İnsanların Vücutlarını Nasıl Etkiledi?

Her geçen gün oruç tutmaya yanıt olarak, hücrelerin, serbest radikal üretimini önlemek ve hücresel onarım süreçlerini iyileştirmek için çalışan metabolik bir sürecin parçası olan SIRT3 adlı genin daha fazla kopyasını ürettikleri ortaya kondu.

Ayrıca, dolaşımdaki insülin seviyelerinde önemli bir düşüş gözlemlendi. Bu da katılımcıların vücutlarının bu hormona daha duyarlı olduğunun bir işaretidir ki insüline daha az duyarlı hale gelindiğinde diyabet riski artmaktadır.

Biraz şaşırtıcı bir bulguysa, katılımcıların oral yolla aldıkları günlük C ve E vitamin takviyelerinin, oruç tutmanın faydalarını ortadan kaldırdığı yönündeydi. Görünüşe göre hücreler, her gün oruç tutmanın neden olabileceği herhangi bir oksidatif stresi yaşamaktan nispeten korunaklı oldukları için, doğal savunmalarını artırarak ve insülin ve diğer stres sinyallerine duyarlılıklarını geliştirerek yanıt vermediler.

Bu, oruç tutma gibi şeylerden kaynaklanan düşük çevresel stres seviyelerinin aslında vücudumuz için iyi olduğunu ve antioksidan takviyelerinin, belirli zamanlarda potansiyel olarak iyi olsa da, aslında diğer durumlarda normal sağlıklı hücresel tepkilerimizi önleyebileceğini göstermektedir.

Bu çalışma nispeten küçük olmasına ve sadece kısa bir süre için iki günde bir oruç tutulmasına rağmen, insanlar hiç kilo vermediğinde bile oruç tutmanın birkaç önemli sağlık yararı yakalanabildi. Daha büyük örnek gruplarda daha belirgin, uzun vadeli faydalar gösterebilecek diğer aralıklı oruç çalışmalarını yapmayı dört gözle bekliyoruz.

Florida Üniversitesi Tıp Bölümü Öğrencileri: Douglas Bennion, Martin Wegman ve Michael Guo

 

 

İlgili Bültenler
Sadeleştirilmiş Cilt Bakım Rutini, Az Bazen Daha Çoktur!

20.09.2021

Cilt bakımı rutinimizi oluştururken galiba sonsuz seçeneğe sahibiz. Nasıl bir temizleyici tercih edersiniz? Köpürsün mü; yoksa köpürmeyeninden mi olsun? 

sadeleşme, cilt bakım rutini

Karantina Döneminde Cildimiz

15.09.2021

Bir yılını geride bırakmış olduğumuz karantina döneminde, bir çok şeye alıştık; ama bu cildimize olanlar da nesi?

Karantina, Covid, Covid-19, Pandemi